18 Eylül 2014 Perşembe

Vuslat

Altı harften oluşan bir kelimeyi geçmez benim için vuslatın manası…
Ha birde ordan burdan duyduğum kadarıyla “kavuşmak” derler manasına
Ben hiç vuslata ermedim! Ellerinin soğukluğunu bir başkasının sıcaklığıyla ısıtmak nedir bilmem,yürek okşayan kelimeler fısıldanmadı hiç kulağıma,baktığım gözlerde sevda ateşini göremedim, ben hiç vuslata eremedim.
Ben hiç rüyamda gül sunan bir el görmedim...Gül nasıl kokar bilmem,
gül bahçesine girmedim hiç.Önüme engeller çıktı hep,dikenlerle tanıştım.
Dikeni suyla beslemek boşaymış gül elde edemedikten sonra;ama  bunu ellerim kanadıktan sonra anladım...
Kanımı durduracak bir suyla karşılaşmadım ben hiç
Kana kana,ağzımı dayayıp içtiğim bir pınarım olmadı…
Ben hiç çöllerde vahaya rastlamadım! Serap nedir bilmem,kızgın çöllerde hep yalın ayak yürüdüm, tek yoldaşım güneşti, o da yaktı, kül etti beni...
Ben hiç serinleyemedim! Kâbuslu anlarımda terlerimi silecek bir rüzgârım olmadı, sığınmak için gölgesini vermeyen ağaç; sonsuzluğa giden yolda bana darağacı oldu...Bir kış gününde ayaklarım hiç basmadı kara…
Dünyam hep karanlıktır benim..
Kavurucu çöl sıcaklığında peşimi bırakmayan vefakâr dostum terk eder beni
hep bu günlerde…Kilidini vurur gardiyan zindanımın;ama hiç yüzünü göremem
Ben tebessüm nedir bilmem...Gamzelerime hep acılar çöreklenir...
Yüzümde yılların yorgunluğu ve birazda vefakâr dostumla geçirdiğim günlerden kalma yalnızlığın koyuluğu..
Vuslat, anlamı yitirilmiş yalnızlık...

M/lal

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder