28 Eylül 2014 Pazar

BUGÜN TEKRAR ÇOCUK OLSAYDIM

Bugün tekrar çocuk olsaydım
Yeniden açmak isterdim dünyaya gözlerimi
Ve görmek isterdim etrafımdaki güzellikleri..
Belki tekrar otururdum
Geleceğimi büyüttüğüm o sıramda...
Belki tekrar dağıtırdım rüzgara
çocuksu gülüşlerimi...
Bu gün tekrar çocuk olsaydım
Yaşayacağım onlarca 'iyiki' olacaktı kuşkusuz.
Hayatım boyunca hep 'keşke'ler biriktirmiştim
Mutluluğa aç ellerimde
Ne malum,
belki bu elleri yıkamayı öğrenirdim şefkat denizinde..
Bugün tekrar çocuk olsaydım
İçten bir 'anne' derdim ilk kez
Anne demenin masumiyetinde kaybolurdu benliğim.
Belki ilk defa sabahlara günaydın derdim.
Gülümsemeyi öğrenirdim güneşe.
Ve sevmeyi öğrenirdim her yeni sabahı.
Bugün tekrar çocuk olsaydım
En çok kendimi anlamaya çalışırdım.
Günde defalarca yüzüme baktığım aynadan
Bu kez yüreğime bakardım..
Tekrar tanımak isterdim içimdeki 'ben'i..
Ya da görmek isterdim görmezden geldiklerimi...
Bugün tekrar çocuk olsaydım
Teşekkür etmeyi öğrenirdim sahip olduklarım için
Ve üzülmemeyi öğrenirdim kaybettiklerime...
Yaşam kısa bir senaryo ise
Oynamayı öğrenirdim rolümü en iyi şekilde
Bugün tekrar çocuk olsaydım
Öğreneceğim çok şey vardı belki de.

Şilan Beytaş

24 Eylül 2014 Çarşamba

Sevmek !!

Sevmek dendiğinde akla bir çok söz gelir.
Kelimeler hep mecazi aşklara bağlanır ve hep iki karşı cinste olan sevgi ve muhabbetler anlatılır.
İlk sevgi deyince akıllara, asırlar öncesinden kardeşlerimi özledim diyen Resulullah s.a.v. gelmeli.
O öyle çok sevdi ki sevdiğinin sevdikleri uğruna...
Allah'ım bedenimi o kadar büyüt o kadar büyüt ki onun ümmeti eğer yanacaksa, yanmasın ,bedenim cehennemin ateşini kaplasın o ümmet yanmasın diyen Ebubekir r.a. olmalı.
Onun için ölüme bile razı olup hiç düşünmeden yatağına yatan Hz. Ali r.a. unutmamak lazım.
Ömer r.a. yı, Osman r.a.yı,
Karınları acıktığında ona bakarak doyan sahabeleri akla gelince utanıyor seviyorum demeye
Sevmekten,sevgiden söz etmeye..
Sevmek sadık olmak Ebubekir gibi, sevmek teslim olmak,
Hz Ali gibi sevmek, İsmail olmak isteyerek bıçağın altına yatmak,
Sevmek bakarak doymak sahabe gibi ve daha niceleri...
Çok sevdiğim birine onu sevdiğimi söylerken ne kadar yalancı olduğumu anladım..
Sevmek sadık olmak ve teslim olmak...
Sevgiyi bilmeye çalışıyorum,sadıktım ama teslim oldum mu dedim kendime, Ali gibi yattın mı ölümün döşeğine?
İsmailce boynunu uzatın mı ibrahim'in bıçağına, sırf rıza uğruna...
Anladım ki sevmek kemalata ermiş kişilerin işi....
Ben sadece onları taklit eden bir kuklaymışım...
Ama olsun Rabim mümin Havf ve Raca arasında olacak demiş
O ki benim Rabbım ''Kün''derse belki bineği beni alır bir çırpıda ''Tahkik''e uçuruverir...
''Ya Vedüd, Aşkına Dilencinim,kabul eyle''
Al benden benliği ver bana SENİ, Senle dolu olan kalbi
Elfüelfi amin

M/lal

20 Eylül 2014 Cumartesi

HAYALLERİMİN ÇİZGİSİ

Kaybolmuşların arasında kaybolmaktan korkan hayallerim vardı benim..
Benimdi diyorum.. çünkü onları hiç kaybetmedim..
Sadece sessiz bir gemi ile bilinmeyen denizlerin bağrına yelken açtı düşlerim..
Ben hayallerimde korkulara hiç yer vermedim..
Bazen kelepçe vuruldu duygularımın en derin köşesine
ama ben hiç hissetmedim.
Karıştırdım mutluluğu gözyaşımın o demli vaktinde
ve kana kana içtim umut şekeriyle çayımı..
biraz sıcak..biraz acı..ama rahatlatıcı.
Tarif edilmesi güç duygular biriktirmiştim,sayfaları sararmış defter tadında..
Her bir dokunuşta içten gülümsüyordu harfler sıra sıra..
Ben en çok harflerin duygularıma tercüman olmasını sevdim.
Ben o bağlılığa,o saflığa,o sıcaklığa ve sevgiye hasretim..
Bilir misin defterlerim çizgisizdir benim.
Ben kendi rotamı hayallerimle belirledim..
Önemi var mıydı ki sayfalardaki çizgilerin, düşlerimin sıcaklığı yanında.?
Kıvrımlı yollar izledim kimi zaman..
Ama hiç taşırmadım duygularımı,vicdanımın çizgisinden..
Adeta bir nakıştı ilmek ilmek sayfalara işlediğim.
Her defasında ne anlatmak istediğimi yeniden anlama çabasıydı
kelimelerimin ağırlığı..
Ve ilk defa duyduğum o mutluluk sancısı..
Ben en çok hayallerimle yaşamayı sevdim
Duygularımla minik yüreklere ses olmayı
Kalemim ile kaybolmuşların pusulası..
Hiçliklerin umudu olmayı sevdim..
Ben en çokta
hayallerimde ''BEN''olmayı
sevdim.
...

Şilan Beytaş

19 Eylül 2014 Cuma

EYLÜL'ÜM ÇÜNKÜ BEN

Eylüldü aylardan hüznün çilesi ve tebessümün ağlayan yanı. Ve kalemin kağıda hasretiydi iç dökümü. Biraz duygu koyup heybeye yürümekti, gelmeyecek olan tren istasyonuna doğru. Çünkü siyahtım ben, güneşin en çok soğurduğu ve tüm yükü taşıyan vagonlar bütünü. Elleri beyaza kanat açmaya çalışırken, siyahtan kuşlara takılıp kalan bir dal. Takılıp kalan evet çünkü; yola çıkan her engel adım atmamızı zorlaştıran dikenler kümesi. Toprak, köklerimi bünyesinde tutmaya çalışırken, eli baltalı süvarilerin varlığı göz kapamakla geçecek cinsten değil. Haftanın son günü, aylardan eylül.. Yaprakların ağaca hazin vedası, kelimeleri yan yana koyamamaya denk. Ve her yüz, her beyin, kafa ve ruh aklıma üflenen kutluluk zikri. Gerçek, bilinmeyeni bilmeye uzanan bir güzergah dilimi. Ben ise gerçekte bir yalan belki. Bildiğim yahut bilemediğim. Birazı; Uzanan yoldaki çeşitli hengameler. Gerçeği bulmaya yönelik akıl almaz sır oyunları. Arayan her kalp kayıp ruhta, çıkmazda adeta. Duyulan ayak sesleri, cümle aralarındaki sıralı virgül dizimi kadar fazla ve hızlı. Bir çocuğun sesindeki korku kadar ürkek, gerçek. Meraklı göz bebeklerinin ardındaki sır perdesi kadar ince. Ve bir o kadar da yakın gerçek. Bizdeki, içimizdeki cana işlemiş bir et parçası ruhta. Her insan, gerçeğe uzanan kalem karası yahut su beyazı. Bulut hafifliği belki yürek ağırlığı. Gerçek işte.. İnceden inceye bir ay dökümü gökyüzünde. Yıldızı bol geceden, güneşi olmayan denize bırakılan bir damla yakamoz parçası...

Ceylan Gümüş

18 Eylül 2014 Perşembe

Vuslat

Altı harften oluşan bir kelimeyi geçmez benim için vuslatın manası…
Ha birde ordan burdan duyduğum kadarıyla “kavuşmak” derler manasına
Ben hiç vuslata ermedim! Ellerinin soğukluğunu bir başkasının sıcaklığıyla ısıtmak nedir bilmem,yürek okşayan kelimeler fısıldanmadı hiç kulağıma,baktığım gözlerde sevda ateşini göremedim, ben hiç vuslata eremedim.
Ben hiç rüyamda gül sunan bir el görmedim...Gül nasıl kokar bilmem,
gül bahçesine girmedim hiç.Önüme engeller çıktı hep,dikenlerle tanıştım.
Dikeni suyla beslemek boşaymış gül elde edemedikten sonra;ama  bunu ellerim kanadıktan sonra anladım...
Kanımı durduracak bir suyla karşılaşmadım ben hiç
Kana kana,ağzımı dayayıp içtiğim bir pınarım olmadı…
Ben hiç çöllerde vahaya rastlamadım! Serap nedir bilmem,kızgın çöllerde hep yalın ayak yürüdüm, tek yoldaşım güneşti, o da yaktı, kül etti beni...
Ben hiç serinleyemedim! Kâbuslu anlarımda terlerimi silecek bir rüzgârım olmadı, sığınmak için gölgesini vermeyen ağaç; sonsuzluğa giden yolda bana darağacı oldu...Bir kış gününde ayaklarım hiç basmadı kara…
Dünyam hep karanlıktır benim..
Kavurucu çöl sıcaklığında peşimi bırakmayan vefakâr dostum terk eder beni
hep bu günlerde…Kilidini vurur gardiyan zindanımın;ama hiç yüzünü göremem
Ben tebessüm nedir bilmem...Gamzelerime hep acılar çöreklenir...
Yüzümde yılların yorgunluğu ve birazda vefakâr dostumla geçirdiğim günlerden kalma yalnızlığın koyuluğu..
Vuslat, anlamı yitirilmiş yalnızlık...

M/lal

16 Eylül 2014 Salı

BEKLERİM

Dünya'yı dolaştım durdum
Bulamadım onda huzur
Gönlüm hep seni arar durur
Yandı bu gönlüm seni beklerim
Yaktı içimi sevgin ateş gibi
Şahit oldu alem seni beklerim
Uzun yolları kısalt dayanamam
Vuslatım yakındır seni beklerim
Bir parça aşkından ver n'olur
Ümit durağında hüznünle beklerim
Beklerim ben beyhude beklerim
Sevginle yanar durur beklerim
Geçti senelerim hasretinle beklerim
Ömrüm oldu beklemek nerdesin?
Ey sevgili! Gel artık vuslat bitsin
Secdemdir sana en yakın ölüm
Bul beni sana en yakın hal ile
Hasret rüzgarın ile beklerim
Yakındır buluşmak,kavurur içimi ateşin
Hüzün deryasında seni beklerim

Bir Garip Cansu

13 Eylül 2014 Cumartesi

ANNEM..

Şimdilerde sevgine merhametine şefkatine muhtacım..
Her an yokluğunu hisseder gibiyim annem.
Yüzüm solgun..tedirginim.
Sesini duyamamaktan
gözlerine bakamamaktan
o güzel kokunu içime çekememekten korkuyorum..
Her an,
seni SEN'siz yaşamaktan korkuyorum annem..
..
Benim hayattaki tek gerçeğim
Tek umudum,tek dayanağım SEN'sin annem..
Varlığın nasıl hayat veriyor bedenime bir bilsen.!
Hani insanlar muhtaçtır ya bir damla suya.?
İşte,
ben de o su gibi muhtacım sana ..
Korkuyorum.
Sakın gitme annem, beni tek başıma bırakma..
Bakma böyle güçlü durduğuma.!
Direnir gibi gözükürüm zorluklara
Fakat bir hayli güçsüz bedenim.
Gülmüyor SEN'siz iken gözlerim..
Korkuyorum sakın gitme annem.!
..
Hayatta her şeyin bir değeri,bir kıymeti vardır..
SEN'i soranlara ben ne cevap vereyim anne.?
Nasıl anlatayım seni.?
Yeter mi haznemdeki kelimelerim seni anlatmaya.?
-Yetmez annem..
''Hayatın zorluklarında nasıl yaşayabilirim anne.?'' demiştim sana dün gece..
''Sabır kızım..'' deyip,başımı okşaman geldi şimdi hatrıma..
Anladım ki yaşarım anne..Eğer sen varsan yaşarım..
Yine gözlerin bana güç veriyorsa,dokunuşun ile  can buluyorsa bedenim..
Sapasağlam arkamda olduğunu..beni sevdiğini..beni koruduğunu biliyorsam..
Eğer tek bir gülüşünde saklıysa mutluluğum.!
Yaşarım annem.
Seni seviyorum annem.
Yıllarımın en güzel anını,iyi ve mutlu anılarını yaşattın bana.
Kıskandım bazen sevgini.. iyiliğini güzelliğini kıskandım annem..
Dokunuşunu hissedişini kıskandım..
Olur olmaz şeyleri bile düşünmeni kıskandım..
Seni seviyorum annem.
Yeni doğmuş bebek gibi seviyorum.
Umut dolu gözlerini..
Neşeli bakışlarını..
An be an bağrışını..
Ne olursa olsun beni anlayabilmeni,gözlerime bakabilmeni seviyorum..
Emeklerini..
Sevgini..
Umutlarını..
Mutluluk isteyen
 gözlerini seviyorum annem..

Şilan Beytaş

6 Eylül 2014 Cumartesi

Mavi Kadar..

Ben hayallerle yaşarım çocuk
yaşadıkça anlam kazanır umutlarım
taze kokan bir ekmek gibi
bazen sevgiye bazen aşka çağıran
bazen de güzelliklerle yaşayan
hayaller kurarım..
yanlış anlama, her zaman değil.!
sadece nefes aldığımda.
Gel sana da hayallerimi anlatayım?
onlar,
'Mavi' kadar güzel.
'Mavi' kadar sıcak.
'Mavi' kadar içten.
ve inanır mısın? onlar 'mavi' kadar gerçek..
sanki hiç bitmeyecek.!
Gel sana da hayallerle yaşamayı öğreteyim çocuk?
bir gün onların gerçek olacağına inandırayım
güneşin battığı şu dünyada,
umutların hiç solmayacağını,
bir gün tüm hayallerin 'Mavi' olacağını öğreteyim.
ne istersen öğreteyim çocuk..
mesela 'maviye yakın olmayı.
ona yaklaşmayı
ona dokunmayı..
onu hissetmeyi..
en iyisi ben sana uçmayı öğreteyim çocuk.
uçarken hayallerin bırak takılsın gökyüzüne..
sakın telaşlanma !
çünkü en çok ben güvenirim
Mavi'ye..

Şilan Beytaş

3 Eylül 2014 Çarşamba

Aşk

Aşk nedir...Bizleri sonsuzlaştıran mı yoksa, sonsuzluğa ulaştıran mı?
Yok yok aşk bizde ne arar gerçek aşkı bulamayınca...
Nice aşklar nice sevdalar yaşanmış...
Leyla-Mecnun, Kerem Aslı, Şirin- Ferhat
ve niceleri vardır hep aşık olan, yada aşık olduğunu sanan
Ama hiçbir AŞK LeyL e olan aşk kadar değerli olamaz
Tüm Aşklarda ilk basamak kullardır
Lakin Leyle olan Aşk çok başkadır
Aşık her an her gün hasretle Leyl'i bekler söyleşmek için
Aşkın Randevusu vardır Leyl’e has kimse bilmez
Kimse görmez bu buluşmayı
Aşık Maşuku ile söyleşmek için yatar Leyl'in Kollarına
Açılır sema kapıları bir ses duyulur Maşuktan
Hadi gel.. gel..gel diye seslenir Aşığa, Aşka saat 3 e vurduğunda
AŞIK ve Maşuk buluşur Teheccütün ılık yağmuru altında
AŞIK seccadesini yayar LeyLin kucağına
Bir ses duyulur.. ALLAHÜEKBER diye
Kainat susar, dünya dönmez olur, zaman donar, nefesler tutulur
Evet.... Bir buluşma gerçekleşecek
Aşık Maşığın kapısını çalar bu tekbir sesi ile
ile. Leyl Teheccüt ateşinde yanmıştır artık
Erir Aşık , seyreder Maşuk onun erimesini
Aşık eridikçe Maşuk onu dahada sever
Aşık niyazda Maşuk ise nazdadır..hadi der..hadi..
Bir kez daha vur ..bir kez daha vur kapıma
Bakar Aşığa muhabbetle, sevgiyle,yakin eder kendine
..Ve Aşık tekrar dua tokmağına dokunur usulca
YARAB diyerek ,sesizce inleyerek
..Aşık boynunu büker Havf ile
yüreğindeki Reca suyuncan bir damla içer..
Son bir gayretle tekrar eder…YARABBBİİİİ
..o an..İşte O an ..Kainat susar..nefesler tutulur tekrar
Zaman durur…Sema tüm ihtişamıyla ışıldamaya başlar
Yıldızlar harlanır,Nurun ateşinde..
Ve o an işte o an…Buluşma gerçekleşir..
AŞIK,MAŞUĞUN kollarında…
…Ve MAŞUK…KULUM diyerek basar bağrına

M/lal

2 Eylül 2014 Salı

ÂH O KIRMIZI PABUÇLAR

Çocukluğumun özlemi ,minik hayali idi "kırmızı pabuçlar"..Ne çok önemli idi çocukken kıpkırmızı ayakkabalarının olması .Biz doksanlar çocuklarıydık kırmızı ayakkabılar olmassa olmazlardandı.Çok isterdim çocukken kıpkırmızı bir ayakkabım olsun bayram sabahı başı yanımda bir kırmızı ayakkabı bekleteyim . .Alınamıyordu o zamanlar ben de söyleyemezdim zaten ama içli içli yalvarırdım Allah'a..Allah'ım ne olursun derdim benimde olsun bir kırmızı ayakkabım..Bayram sabahları herkes bekleşir ne aldığını gösterirdi birbirine ..Bizde öyle olmazdı ya kardeşim gösterir ya da ben ..Bir bayram bana alınır bir bayramsa ona..Söyleyemezdim ya hiçbir şeyi onu da söyleyemedim. Baktım baktım arkadaşlarımın ayakkabılarına, sonra içime attım ..Okula giderken herkesin ayağında çocukluğun en güzel rüyası kırmızı ayakkabılar ...Bir arkadaşımın evine gitmiştik hemen kapıda denedim ayakkabıları öyle hoşuma gitmişti ki sonra ne yapıyorsun diye bir ses geldi adeta yankılandı kulaklarımda hemen çıkartıverdim gözlerim dolu dolu oldu. Başımı öne eğdim ..Bir gün dedim param olursa bütün çocuklara kırmızı ayakkabı alacağım Allah'ım onlar görürler diyerek sinirlendim..Anneme söyleyecek oldum ama hep içine kapanık biri olduğumdan tam söyleyeceğim söylemiyorum anlatacağım diyorum anlatamıyorum sıkıntıya da sokmak istemiyorum ..Sadece diyebildiğim "ANNE" oldu efendim dediğinde yemek çok güzel olmuş deyip kalktım masadan..Sonra ağladım ağladım neden dedim Allah'ım benimde olsa bende giysem bir bayram sabahı da ben de göstersem o ayakkabıları okula gidince birde ben desem bakın bana annem yeni ayakkabı aldı hemde kırmızı ...Yattım yatağıma orda da ağladım..İçime attıklarımla yaşadım ya işte hepsi o.Umudumu kesmemiştim hiç..Bir gün bir yerlerden gelecek diyordum gelmedi. Gelmedi ama sabretmeyi öğrendim içimde kaldı giyemedim belki gelir diye beklemeyi öğrendim..Annem alsa alamaz mıydı ? üstündekilerini satar benim istediğimi alırdı ama yük olmak sıkıntıya sokmak istemezdim çünkü çok çalışıyor ve çok yoruluyordu benim için fazladan çalışmasını istemedim..Alamadım giyemedim ama benim de ahdım var. Hey! çocuklar bu ablanız geçinecek kadar parası olursa size içine attığı kırmızı ayakkabılardan alacak.Çocuklara "umut" olun sevindirin onları.."hayallerine" girin yaşatın o çocukları ..Sevgi serpin yüreklerine "ışık" olun..Onların "şekerli dünyasında" size fazlasıyla yer var ..Açın sinelerinizi çocuktur deyip küçümsemeyin onların yürekleri boylarından "büyük"..Bu yazım miniklerime "umut" olsun ..

Cansu Demiroğlu