19 Ağustos 2014 Salı

VEFA

Bir Parça "vefa" Yemeğe Ne Dersiniz ?

Vefa yok, ahde hürmet hiç... Emânet lafz-ı bî medlûl;
Yalan râyiç, hiyânet, mültezem her yerde, hak meçhûl!
Ne tüyler ürperir, yâ Rab! Ne korkunç inkılâb olmuş:
Ne din kalmış, ne îman, din harâb îman serâb olmuş.’

Vefayı,vefasızlığı böyle tarif ediyordu Mehmet Akif.. Sahi "vefa" neydi? Sanki kayıp bir eşya gibi "vefa" denilen şey..Bir türlü bulamadığımız.Kaybolmuştu vefa, arkasına bakmadan gitmişti.Ve hiç bir şekilde haber alınamamıştı vefadan..Ve artık bunun adına vefa değilde vefasızlık deniliyordu.Oysa vefa ne kadar da güzeldi ...Herkes arkasını dönüp gitse de "buradayım" diyebilmekti vefa..
Şimdilerde çok fazla aradığımız ama bulamadığımız doyumsuz lezzet olan vefa..Tadından yiyemeyeceğimiz bir lezzetti vefa ..Tarifini anlatmak çok zor, yapması pek zahmetli olan vefa..Herkes yapamazdı bu lezzetli yemeği.Çünkü bunun içinde bağlılık vardı ,sevgi vardı ,pek çok elemler vardı, gözyaşı vardı ...Çok uzaklardan gelirdi bu yemek gönül bağı yoksa kalp denen durakta inemezseniz Vefayı bulmanız çok zor olurdu .Onu yemenin de bulmanın da şartları vardı ..Çünkü bu yemek herkesin bulabileceği yemek değildi.Bu tarifi hiç şüphesiz Kur'andan; âlemlerin muallimi, Gönüllerin Sultanı'ndan, O'nun nurlu ashâbından almalıydı.Muhammed şimdi ne söylüyor? Mi'râca çıktığından, bütün mahlûkatı gerilerde bırakarak Kavseyn makamına erdiğinden ve Allah ile bizzat görüştüğünden bahsediyor." Bu sözler karşısında Hz.Ebûbekir (RA) kendilerine şu soruyu sordu:

- Bunu Hz.Muhammed mi (SAV) söylüyor?
- Evet, dediler.

- Öyle ise doğrudur. Ondan yalan sâdır olmaz dediği vefa kahramanı Ebubekir biliyor bu tarifi..Şimdi söyle kolaymıymış bu lezzetli yemekten yemek?Uçup gitti bıraktı bizleri vefa oysa oysa gecelerin karanlıklarını vefa aydınlatacaktı,düşmanların uğultusunu susturacakken vefa hangi şehirde takılı kaldı ? O lezzetli nimet nerede şimdi hangi şehirde bulurum onu ? Bulabilir miyim ? Bende Hz.Ömer gibi bu doyumsuz yemekten yemek istiyorum hani vurulduğunda ömeri ancak namaza çağırmak ayıltır diyen resullah kalk ya ömer namaz vakti dediğinde namaz vakti mi diyerek ayaklanan hemde yaralı olmasına rağmen namaza kalkan ,namazına  vefalı ömer nasılda biliyordu tarifi ..Sen de tatmak istiyorsun değil mi ? Tıka basa "vefa nimetini" yemek istiyorsun ama onu bulmak çok zor meşakkatli yolları var ..Bir şehir varmış adıda "hak yolu" imiş..Hakk'a teslim olanlara bu lezzetli yemekten yedirilirmiş..Onlarda "vefa nimetinin" tarifini alır yolarına koyulurlarmış..Hey hat!Ne aziz bir nimet imiş bu vefa herkeste olmayan ama herkesin aradığı aramaya çalışıpta takılı kaldığı..O'nu bulamamak yüreği ağrıtır çünkü o nimeti yedikçe kalp irfanı başka diyarlara göç edecek..Bir parça "vefa " düşsün payımıza çok değil bir parça ..Allah Resulüne; Kendisinden meleklerin bile hayâ etmekte olduğu bir kimseden ben hayâ etmeyeyim mi? sözlerini dedirten, an-be-an bütün mahlûkâta edebiyle vefâlı olan Hz. Osman gibi olamam belki ..Ama ilahi dergahta bize düşen pay ne ise ona razıyım..Gel vefa bul bizi etme aç sinelerini sen gelmezsen bu nimetten leziz yemekten mahrum kalacağız ve kimbilir hiç tadamayacağız..Sana seslenir bu yüreğim ey vefa ! Karanlık gecem,seni anlatmaya çalışan kalemim o doyumsuz lezzetini arzulamak isteyen bu ednayı kabul eder misin ?


Cansu Demiroğlu   ^ Edna ^

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder