15 Ağustos 2014 Cuma

DEDEMİN ŞEHRİ

Bir şehir istiyorum. İçinde dedemin "iyi insanlar" diye tanımladığı güzel yürekli insanlardan olan. Küçüğü büyük yapabilecek koca yürekli insanlardan...Bu şehir ki, çocukların korkusuzca uçurtma uçuracağı gökyüzünde…Pamuk şekerli gülüşlerin, kağıt helvalı tebessümlerin ilmek ilmek dokunduğu bir şehir… Bu şehir kitapların özgürlüğe kapak açtığı, yumuşacık bir yastık başucumda... Her karesinde sevgiyi görebildiğim sinema sahnesi aynı zamanda. Bu şehir ümit ile korkunun ayrılmaz bağı... Hani vardır ya korku ile ümit arası mutlu yaşamak hayatı, ondan işte. Bu şehir birbirini tanımayan insanların dahi birbirine selâm verdiği, komşusu aç iken tok yatmadığı... Bu şehir ki, ateşin düştüğü yeri değil herkesi yaktığı… Ve o "herkesin" bir anda "bir" olup ateşi söndürmek için su taşıdığı, söndürdüğü... Bu şehir kırmızı ışıkta duran şoför bey'in yayaya yaktığı tebessüm hüzmesi. Bu şehir bakkal Ali Amca'nın "paranın üstüne sakız veriyorum, ailene çok selâm söyle" dediği… Bu şehir Hacer Teyze'nin yokuştan çıkarken düşürdüğü patatesleri yolda oynayan çocukların ta yokuşun altına kadar inip getirdiği… Bu şehir dilencinin dilenmeden bilindiği, o istemeden yardımın sol el görmeyecek şekilde yapıldığı... Bu şehir misafirin "Allah dostu" sıfatıyla karşılandığı "İbrahim bereketi" ile uğurlandığı. Bu şehir en çok da çocukların seslerinin yükseldiği sokaklarda... "Anneee biraz daha" dediği. Bu şehir oruç ayında oruç tutmayanın belli olmadığı... Bu şehir dûanın çok çok olduğu... Hatırladınız mı siz bu şehri? Hani bizim olan. Dedemin "iyi insanlar" dediği şehir bu şehir. Var elbet biliyoruz bunlardan. Belki görememekte hatamız. Gösterir misiniz bu şehrin yolunu bana? Dedemin "iyi insanlarına” misafir olmak istiyorum ben. Biliyorum var! Burası dua…Burası âmin…Burası kabul şehri çünkü…

Ceylan Gümüş

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder