12 Ağustos 2014 Salı

ŞEHR-İ GURBETTEN

Karanlık bir şehirdi Mekke, sen gelmeden önce
Adın Dilbeste olmuştu yüreklerde, kainat seni bekliyordu efendim
Kurtarıcısı olacaktın alemin, ana babaların umudu sendin efendim.
Sen gelmeden önce zifiri karanlıklar sarmıştı her yanı, beklenen şafak sendin efendim.
Nurların yeryüzüne inmesine az kalmıştı; o zifiri karanlığın yerini aydınlık alacaktı..
Kız çocuklarının "umut babası "olmana az kalmıştı.
Hidayet güneşin her yere ışık saçacak efendim.
Senin müjdeni veriyordu tüm alem, senden önceki peygamberler tasdik ediyordu gelecek diyorlardı:
Muhammed !
Evet, evet az kalmıştı "alemin reisi " geliyordu,
O geliyordu !
"Hidayet nurunu ", "faziletin ışıklarını " yakmaya geliyordu.
Sen doğdun efendim, nurlar kapladı
Her yeri bin yıl yanan ateş söndü, putlar devrildi yerinden
Kız çocuklarının imdat sesine ses verdin efendim
Alemin kurtarıcısı hoş geldin, hoş geldin; gönlümüze şeref verdin.
Ah efendim, yetimlerinin babası, "ışık" oldun aleme
Annesiz babasız büyüdün, şefkate sevgiye en muhtaçken sen yetim kaldın
Yetimlerin ruhuna ilaç olan, onları iyileştiren sonsuz güzellik
Sen doğruluk kalesi idin; ümmetin doğru insan olamadı
Ya resul !
Sen ki tebliğini ettiğin dinin üzerine ne çok sancılar çekmiştin
Deve işkembeleri dökmüşlerdi o mübarek başına
Taş atmışlardı nurlu vücuduna hiç acımadan
Ama vazgeçmedin hiçbir zaman..
Seccaden bir kum misali idi
Gözyaşların ağlatıyordu alemi
Ümmetin umudundu
Sana layık olamadık efendim ..
Çok sıkıntılar çekmiştin
Sadece ama sadece Allah'ı anlatmaktı derdin
Vazgeçmiyordun, olmaz deyip bir kenara atmıyordun
Dua dua yalvarıyordun rabbin olan Allah'a, ümmetin için çok dua ediyordun
Ah, efendim !
Bir bilsen
Ne çok şey unuttuk
Keşke namaz kıldığın seccaden olsaydım
O çöllerde ki bastığın kumlar ben olsaydım
Hasretlik yakıcı bir ateş oldu gönlümde
Parçalanmış şu yüreğime senin sevgin düştü efendim.
Hayaller ülkemde yüreğim kızgın bir çöle döndü, yakıyor içimi bir ateş,
Özlemin yakıyor efendim
Sen gelsen şeref versen kalbi buruk yüreği yetim şu garibe
Dert diyarındayım seni arıyorum, kokunu arıyorum, neredesin sultanım, bekliyor bu yüreğim
Geleceğin günü bekliyor
Şefkatinle besledin sen tüm cihanı ,yeryüzünde ümmetin yapayalnız
Sensizlik şarkıları söylüyor kuşlar
Avareyiz sensiz gel ey sultanım bırakma bizi yalnız
Gittiğin günden beri ümmetin ne çok yanlış yaptı efendim
Kardeş kardeşe düşman oldu, düşmanlar seni unuttu
"Merhamet denizine" girmeyenler fesatlıkta boğuldu
Ayakların şişene kadar namaz kılan sendin,
Senin ümmetin namazı bıraktı.
Nur yüzlü peygamberim
Gel de görün hele bir dağıt kokularını her bir yana
Utansın bu ümmetin elem çeksin
Efendim...
Ümmetin yalnızlıklarında boğuluyor
Yetiş ya Rasulullah, dök sevgini, aç bize bütün kapılarını !
Sen aydınlatmıştın cihanı, ışık olmuştun gönüllere; her yer bir mum gibi yanıyordu sevginden alev alev...
Yokluğun kuru bir çölde su aramak gibi,
Gel ey sevgili !
Bize ab-ı kevserınden içir, susuyoruz sultanım
Kuraklık girdabına girdik
Güzel sokaklar yok artık, hüzün şehrindeyiz; seni arıyoruz, gel sultanım !
Sal güvercinlerini, bir haber et kokun işlesin yüreğimize nakış nakış..
Deli gibi esen rüzgarın olayım
Sadakatini ,vefanı arıyorum neredesin,
"Hüznü gurbette" seni beklemekteyim neredesin,
İnsanlar yabancı, şehrim yıkık, gönlüm kırgın, nerdesin
Özlüyor seni tüm kainat
Rüyalarımıza girmen biz cahillerin tesellisi ya resul, kokunu duymak bizlerin tesellisi
Gel Ahmed'im, nur peygamberim, tüm sevgiler sana
Hasretinle yanan ruhlara çare ol gel, ey nebi
Medine'ye giden kervan gibi beklemedeyiz efendim.
Şu kervanı kaldır artık ey nebi, Tebessümüne muhtacız neredesin sultanım
Öksüz kaldık; sevgimiz yarım, sadakatimiz yarım, vefamız yarım kaldı efendim..
Ay gibi parlak yüzün alemi aydınlatırdı, sen gittin gündüzler bile karanlık efendim .
Leyl- hüzün ile sabahlıyorum nur saçmıyor hiçbir yer .
Işıklarım söndü, kalbimin rengi siyaha boyandı, hüzün kederi beliriverdi yüreğimde,
Masmavi gökyüzüm yok artık, her şeyim karanlık ey Sultanım !
Gel ki yine aydınlansın tüm cihan
Aşkınla yansın tüm sineler, gel sultanım
Gönüllerimiz seninle değil iken nerelere gidelim?
Hasretinle inim inim inlerken nerelere gidelim?
Karanlık dünyada riyakarlıklar bitmıyor, ebu cehiller tükenmek bilmiyor, ey Resul !
Neden gelmezsin ebu lehebler canlı ruhlarda yasıyor sultanım
Senin adının geçtiği ayetlere inanmayan ruhlar var nerdesın ey sultanım?
Ey Allah'ın biricik sevgilisi
Parçalanmış şu yüreğimize teşrif etmez misin ?
Yıkılmışlığımızı görmez misin?
Duy hüzün çığlıklarımızı, seni istiyoruz gel ey Nebi
Mum gibi eridi bedenim, konuşmuyor artık yüreğim, duygularım hissiz kaldı
Efendim...
Çırpınıyorum kanadı kırık kuş gibi, ızdırap veriyor "sensizlık "
Gel, gel de bitsin bu hasretlik
"Umut köşkünde" beklemedeyim seni
Geleceğin günü beklerim efendim...
Gül bahçelerine çevirirsin kalbimi, gelirsen
Her yer sen kokar efendim
Ben seni beklemekteyim gel ey resul gel ki
Al beni "şehr-i gurbetten"...

Cansu Demiroğlu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder