25 Ekim 2014 Cumartesi

BİR ÇOCUĞUM GÖKYÜZÜNDE

Ben, yağmurun gözyaşını kovaladığı çocuğum.
Her damlasında gözyaşıyla birlikte, yüzünün de toprağa düştüğü çocuk.
Ben, uçurtması havalanmadan ipi kopan, kopan ipe düğüm atmaya çalışan çocuğum.
Atılan her düğümde geçmişini gelecekle bağlayanım ben.
Ben kuyuya atılan Yusuf, balığın karnında kalan Yunus'um.
Anne nedir bilmeyenim ben, martılara kardeş diyen bir de..
Simitini paylaşana tebessüm taneleri gönderenim ben.
Pamuk şekerli gülüşlerin, kağıt helvalı kahkahalara dönüştüğü güzel aile tablolarına şahit olanım ben.
Elim çamur diye, elimi tutmayanı tutmaya çalışanım ben.
Ben, bir bardak kahveye değil, bir damla suya kırk yıl hatır sayanlardanım.
Ben, hayattan istemeyerek müstâfi edilenim.
"Güzel günler gelecektir" cümlesindeki güzele kanat çırpmaya çalışan kanadı kırık güvercinim ben.
Ben, hayattan daha doğrusu hayat denilen ama ne olduğunu bilmediğim bu alemden sürgün edilenim.
Çok görmüyorum hiçbir şeyi. Işıkları koparılmış bir ülkeye yakamoz dikmek isteyen simitten hayallerim vardı benim, martıdan insanları tanımadan önce. Ama çabuk büyüdüm ben.
Yaşıtlarım parklarda uçurtma uçururken elim çoktan iş tutup eve ekmek götürüyordu benim.
Ne zaman bir oyuncak görsem gözlerimiz içi güler ve koşarak ayrılırdım ben.
Tebessümlerim yerini gözsularıma bırakmasın diye.
İşte ben, o çocuk!
Belki Filistin'in, Suriye'nin, Gazze'nin belki Türkiye'nin çocuğu.
Ben, hep göz önünde olan ama hiç görülmeyen o çocuk.
İşte ben, yağmurun gözyaşını kovaladığı çocuğum.
İyi tanır beni yağmur, iyi tanır gözyaşımı taşıyan bulutlar. İyi tanır hayallerimi gökyüzüne taşıyan uçurtmalar..
Bir pamuk şeker pembesi kadar tozlu olan hayatım var çünkü.
Ben, o görünmez çocuk.
Herkesin bildiği fakat elleri kirli diye tutulmayan o çocuk.
Evet ben çocuğum!

Ceylan Gümüş

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder